| | Üretsiz Blog oluştur

subuti25

Kid Cudi

Burdan farklı versiyonlarını dinleyebilirsiniz süper parca day n night

http://hypem.com/artist/kid+cudi

Uzaydan Dünya’ya dönen sivrisinek canlandı

MOSKOVA - Gezegenler arası uzun süreli yolculuklar sırasında uzayın bitkiler ve canlılar üzerinde oluşabilecek etkilerini inceleyen bilim adamları, bu araştırmaları sonucunda Afrika sivrisineğinin uzayda canlı kalabildiğini saptadı.

Novosti ajansının haberine göre, Rusya Tıbbi ve Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü bilim adamları, Japon meslektaşlarıyla birlikte “Mars’a İnsan Yolculuğu” projesi çerçevesinde yaptıkları araştırmalarda, biyolojik nesnelerin uzayda yaşama olasılıklarını inceledi.

Rusya Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Anatoli Grigorev, Afrika sivrisineğinin larvasının, uzay istasyonunun dış kaplamasında bir buçuk yıl, beslenmeden ve eksi 150 derece ile artı 60 derece arasındaki yüksek sıcaklık değişimlerinden etkilenmeden canlı kalmayı başardığını belirtti.

Araştırma süresince uzayda “uyuyakalan” sivri sineğin dünyaya döndükten sonra canlanmasını izleyen bilim adamları, kısa ömürlü olan Afrika sivrisinek larvalarının, canlı kalmak için elverişsiz ortamlarda “kriptobiyoz” (bütün hayati fonksiyonlarını durdurma) durumuna geçerek, bütün fonksiyonlarını dondurduğunu gözlemledi.

Sivrisinek larvalarının DNA’sını inceleyen bilim adamları, bu canlının 30-40 dakikalık sürede bile hayat fonksiyonlarını sınırsız kez dondurup Canlandırma yetisine sahip olduğunu saptadı.

Haberde, Rus ve Japon bilim adamlarının bitki ve canlı organizmaların uzayda yaşama koşullarının incelendiği “Biorisyu” araştırmasında asıl amaçlarının organizmaların “kriptobiyoz” sürecine geçiş mekanizmalarını saptamak olduğu kaydedildi.

KESİNNLİKLE OKUNMALI

http://www.sahibinden.com/acemi_gece_jack_londonWQQaXQQ9609002WQQpXQQdisplayitem     buradan temin edebilirsiniz.:)):)))))

İlginç Bir Moduler Sistem

www.strandbeest.com  özellikle film bölümünden incelenmeli

Vanga (Evangelia) Dimitrova Pandeva

Vanga (Evangelia) Dimitrova Pandeva 31 Ocak 1911′de Strumica, Macedonia’da doğdu. Bulgaristan’da Petrich kentinde yaşadı. Küçük yaşta annesiz kaldı ve babası da askere alınınca, yakınları tarafından büyütüldü, çocuk yaşlarda kaybolan eşyaların yerini bulmasıyla ünlendi. Savaştan geri dönen babası yeniden evlendi Petrich yakınlarında bir çiftlikte yaşamaya başladılar. Bir akşamüstü Evangelia tarladayken birdenbire bİr kasırga çıktı, rüzgar o kadar güçlüydü ki, ağaçları söküp atıyordu ve küçük kızı da alıp götürdü. Evangelia çok sonra çamurların ve taşların arasında yarı ölü bulunmuştu ve gözlerine dolan kumlar kör olmasına neden oldu, yapılan tedaviler de yarar sağlamadı.

Evangelia 16 yaşında kehanetlere başladı, ilk olayı babasının çalınan bir koyununu bulmasıydı. 30 yaşından sonra geleceği görme yeteneği arttı ve ünlendi, birçok yetkili onu ziyaret ediyorlardı. Söylendiğine göre Adolf Hitler Vanga’yı ziyaret etmiş ve kahinenin evini büyük bir huzursuzluk ve sıkıntı ile terk etmişti. Erkek kardeşi Vasil İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra orduya katılmaya karar vermişti, Evangelia bunu yapmamasını aksi halde 23 yaşında öleceğini söyledi ama Vasil dinlemedi ve Almanlar tarafından esir alındığında 23 yaşındaydı, idam edilerek öldürüldü. Daha sonraki yıllarda özellikle Bulgar yönetiminin üst düzey yetkilileri tarafından sık sık ziyaret edildi, bunların arasında eski Bulgar Başbakanı Zhan Videnov ile Komünist Diktatör Todor Jivkov’da bulunuyordu…

Kehanetleriyle gittikçe ünlenen Evangelia Dimitrova Pandeva ile görüşmek ve danışmak isteyenlerin randevuları Sofya Parapşisizm ve Telkin Bilim Kurumu’nca belirleniyor, sorulan sorular, yapılan açıklamalar ve kehanetler dosyalanıyordu. Alınan ücretler ise, parapsikolojik arastırmalarda kullanılmak üzere devlet bütcesine aktarılıyordu. Evangelia ise devletten aylık maaş almaktaydı. Kehanetlerinin % 80′inin doğru gerçekleştiği belirtilmiştir. Kehanette bulunurken etrafinda olusan enerji alanları, kehanetlerle öteki Duyu Dışı Algı yetenekleri arasındaki ilişki, beyninin başka insanlardan farkli olup olmadığı ve psikolojik durumu yıllarca izlendi, araştırıldı fakat bu çalışmaların ulaştığı sonuçlar, belirli bir olgunluğa ulaşılmadığı gerekçesiyle hala açıklanmadı ya da uygun bulunmadı.

“Korkunç, Amerikalı kardeşler, çelik kuşların saldırısıyla çökecekler, kurtlar inlerinde uluyacak ve masumların kanı fışkıracak…” Evangelia bu kehanetini 1989′da yaptı ve 11 Eylül 2001′de bilindiği gibi New York’daki İkiz Kuleler terörist bir saldırı sonucunda çöktüler, saldırı çelik kuşlar yani uçaklar tarafından yapıldı ve İkiz Kuleler’in bir diğer popüler adı “Kardeşler”di.

Evangelia 1981 öncesinde ise bir diğer öngörüde bulunmuştu… “Çok önemli, en yüce bir olay olacak, iki büyük lider el sıkışacak… Ama uzun bir zaman, sekizlerin sonuna kadar bekleyeceğiz, sekiz çok önemli ve sonunda dünyadaki en önemli barış anlaşması imzalanacak…” Ve Ocak 1988′de Gorbachev ve Reagan, bilinen zirvede el sıkışarak, imzalarını attılar ve insanlık tarihinde yeni bir çağ açıldı. Daha sonra Vanga Rusya’da yeni bir liderin çıkacağından da söz etti, bu lider Yeltsin’di ve yeni bir liderdi. Ve Rusya daha sonra Yediler Grubu’na katıldı ve bu grubun şimdiki adı G8′ler yani sekiz sayısı gerçekten önemliydi. Vanga daha önce de 1979′da şöyle diyordu; “Vladimir’in ünü ve şerefi bir buz parçası gibi eriyecek, geriye sadece Rusya’nın görkemli adı kalacak ama sonra dünyaya hükmedecek.” Bu da bir gerçek, Evangelia’nın 1979′da SSCB yerine Rusya adına kullanması ilginç. Ve Vladmir kim? Vladimir Lenin olabilir mi? Evangelia’nın bir diğer kehaneti ise şöyle…

“Birçok felaket ve afet dünyayı sarsacak, insanların düşünceleri değişecek ve inançlar yüzünden bölünecekler…” Bu da günümüzü iyi anlatan bir öngörü, yaşadığımız dönemde terörist saldırıların yanısıra doğal afetler gittikçe artıyor ve etnik çatışmalar önlenemez boyutlara doğru gelişiyor.

Evangelia Pandeva öngörü kaynağının görünmeyen yaratıklar olduğunu ve onların kim olduklarını bilmediğini söylüyordu. Kendi istediğinde onlara danışıyor ve onlar söz konusu kişinin yaşamına girerek nelerin olacağını Evangelia’ya iletiyorlardı. Aslında Evangelia bir medyum gibi davranıyor ve 200 yıl evvel ölmüş olan ruhlarla ilişki kurmakta olduğunu düşünüyordu. Evangelia’nın şifa gücü de vardı, bitkisel karışımları ve baharatları çeşitli hastalıklara karşı öneriyordu ama modern tıbba karşı değildi, sadece çok fazla kimyasal ilaç kullanımının vücudun doğal uyumunu bozduğunu iddia ediyordu. Ölümü ise şöyle yorumluyordu… “Size söylüyorum, bedenin ölümünden ve çünümesinden sonra da herşey canlıdır ama bedenin bir bölümü yani ruh ya da adı ruh olmayan birşey yokolmaz, adını kesin olarak bilmiyorum. Buna ikinci doğum diyebilirsiniz ama ben nasıl olduğunu bilmiyorum. O geriye kalan şey gelişmeyi sürdürür ve daha yüksek düzeylere ulaşır ve o şey ölümsüzdür…”

Öngörülerindeki başarılara rağmen karşık çıkanlar ve kuşkucular tarafından çok eleştirildi, kehanetlerinin anlaşılmaz olduğu söyleniyor, ancak bir olay olduktan sonra kehanete uydurulduğu iddia ediliyordu. Ama bu tüm kahinlerin başına gelen şeydi, doğru ya da yanlış sonuçta öngörülen birşeyler vardı. Evangelia Pandeva, gelecekteki olaylardan söz etti ama çok sık öngörüde bulunmuyordu ama şu öngörüsü ilginçti… “Önümüzdeki 200 yıl içinde, insanlık başka dünyalardaki kardeşleriyle zihinsel ilişki kuracak, onlar çok eskiden bizim dünyamızda yaşadılar, isimleri WamFim…”

1995′de bir öngörüde daha bulundu… “Kursk suyun altına batacak ve tüm dünya yas tutacak…” O yılda Kursk sözcüğünün farklı bir anlamı yoktu, Kursk bir Rus şehriydi ve sular altında kalacağı düşünülmüştü. Ta ki Ağustos 2000′e kadar, o tarihte Rus denizaltısı Kursk trajik bir kaza sonucunda battı ve tüm çabalara kadar içindeki 118 denizci kurtarılamadı ve gerçekten de tüm dünya üzüldü. Hiç kimse bu adın bir denizaltıya ait olduğunu aklına getirmemişti veya bilmiyordu.

Evangelia Pandeva, 11 Ağustos 1996′da öldü, halen adı Bulgar halkı tarafından saygıyla anılmaktadır. Ölümünden kısa bir süre önce Fransa’da yaşayan 10 yaşındaki bir kız çocuğuna tüm yeteneğini aktardığını söylemişti. Bu kızın şu anda 22 yaşlarında olması gerekiyor ama henüz adını ve öngörülerini duymadık. Belki o da Evangelia gibi, o da otuzundan sonra duyulacak ve tanınacak…

Tüm Dünyayı Korkutan Kâhin!

75611
Tüm gözler onun kehanetlerine çevrildi. Obama'dan sonra kehanetleri ün saldı. Peki dünyayı neler bekliyor?
ABD'ye 11 Eylül 2001'deki terör saldırısını 12 yıl öncesinden bilen Bulgar kâhin Vanga ölümünden iki yıl önce "Rusya bir gün dünyaya hâkim olacak" demişti.

11 Eylül saldırıları, Kursk faciası, ve Rusya’nın Gürcistan’ı işgal edeceğini bilen Baba Vanga Amerika’ya dair şu kehanetlerde bulundu:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin 44’üncü başkanı (Yani George Bush’tan sonraki başkan) siyah olacak. Bu Amerika’nın göreceği son lider olacak. Çünkü siyahi liderin göreve gelmesinden kısa bir süre sonra ülke büyük bir ekonomik krize girecek.

Kuzey ve güney eyaletler arasında anlaşmazlık çıkacak. Endonezya karışacak. Tüm bunlar Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatacak... Üçüncü Dünya Savaşı’nda ilk kez atom bombası kullanılacak.

BİRÇOK ŞEYİ BİLMİŞTİ

Hayattayken kehanetleri Bulgar hükümeti tarafından kaleme alınarak saklanan Baba Vanga’nın kehanetlerinin yüzde 80’i doğru çıktı. 1989’da Rus televizyonuna “İki çelik kuş kulelere çarpacak gökyüzü aydınlanacak, (11 Eylül saldırıları) Kursk (2000 yılında 118 Rus askerine mezar olan denizaltının adı) su altında kalacak bütün dünya arkasından ağlayacak, dedi. Kahin 1994 yılında da ” Vladimir’in zaferi dünyada herşeyi eritecek. (Gürcistan savaşı). İklimler değişecek (küresel ısınma). Rusya ayakta kalacak ve dünyaya hakim olacak” demişti.

BUNDAN SONRAKİ YILLAR İÇİN KEHANETLERİ

2008 - 4 ülkenin 4 devlet başkanına suikast girişiminde bulunulacak. Bu 3. Dünya Savaşı'nın başlama sebeplerinden biri olacak.

2010 - 3. Dünya Savaşı Kasım 2010'da başlayacak ve 2014'e kadar sürecek.

2011 - Radyoaktif dalgaların yoğunlaşması nedeniyle hayvan ve bitkiler yok olma noktasına gelecek. Müslüman ülkeler kimyasal savaşla Avrupalıları yok edecek.

2014 - İnsanlığın yarısı kanserle boğuşacak.

2016 -Avrupa'nın nüfusu azalacak

2018 - Dünyanın yeni hakimi Çin olacak. Çin ekonomik olarak güçlenecek.

2043 - Müslüman bir devlet yeniden Avrupa'nın tek hükümdarı olacak.

2046 - Tedavi edilmeyecek organ kalmayacak. Hastalıklı organın yerine yenisi yapılacak.

2076 - Bütün dünyada "sınıfsız" komünizm sistemi yerleşecek.

2088 - Bütün hastalıklar bir kaç saniyede tedavi edilecek.

2097 - Çabuk yaşlanmanın önüne geçilecek.

2167 - Yeni bir din

2304 - Ay'ın sırrı, gizemi çözülecek.

3797 - End of the world - Dünyanın sonu... Başka bir gezegende insan yapımı yeni bir hayat başlayacak.

Erhan Göksel:YARININ TÜRKİYE'YE NE GETİRECEĞİNİ ANLATTI!

İşte Erhan Göksel’in  açıklamaları:

“Şimdi Türkiye, vahim sonuçlara gebe. Bir kere dünya, herkes, Türkiye de dünyadaki küresel sermayenin lideri Amerika ve bir iki Avrupa ülkesi bazı kararlar alacak, bizi de kurtaracak, dünya ekonomisi kurtulacak, bizi de kurtaracaklar bekleyişi içine girdiler. Maalesef başta hükümet ve Türk burjuvası var. Artık herkesin, kendi başının çaresine bakacağı bir döneme giriliyor. Hiç kimsenin kendi evinde yangın varken, başka tarafı düşünecek hali yok. Bir kere Türk ekonomisi son derece, İngilizce tabirle fragile / kırılgan. Anormal derecede büyük bir cari açığı var, gayri safi milli hasılaya oranı 7.3. Hatta daha da yüksek. Büyük bir ticaret açığı var. Ülkede bu cari açığı kapatmak için astronomik oranda yurtdışından gelen sıcak paraya faiz ödüyoruz. Dünya ölçeğinin iki katı. Artık bu ödediğimiz rakamların tekrar iki katına çıkması çok muhtemeldir.

Merkez Bankası, bu krizi yönetemiyor. Hükümet zaten anlamıyor. Merkez Bankası da Kemal Derviş'in 2001 yılında durdurduğu döviz depo ihalesini açmakla büyük bir hata işledi. Yabancıların yurt dışına gitmesini finanse eder hale geldik ve bugün de limitleri iki katına çıkartmış döviz işlemlerini bankalar arasında. Hükümet bankaların batmasından korktuğu için, Merkez Bankası böyle iki ucu keskin kılıcın üzerinde yürüyor. Bu önlemleri almasa Türkiye’de bankalar batacak. Öbür taraftan bu önlemleri almak demek; yurtdışına gitmeye karar vermiş olan sıcak paranın döviz talebine, Türk lirasından dövize dönerken; dövizin aşırı pahalılaşacağına yol açacağı için yabancılar da hareket edemiyorlardı. Şimdi biz yabancılara döviz satarak, bir anlamda döviz ne kadar yükselirse yükselsin daha da yüksekten işlem görmesini önlüyoruz. Kısa sürede Türkiye’deki Merkez Bankası’nın bütün dövizleri de dâhil eriyecektir. Bundan sonra yeni borçlanma yapamayacaktır. Özel ve bankacılık sektörünün maliyetleri çok artacaktır. Türkiye hiçbir konuda kredi bulamayacaktır. Yurtdışında iş yapan müteahhitler banka mektubu bulamayacaktır. Bu bir finans kriziydi. Ekonomik kriz henüz başlamadı. Finans demek kapitalizmde; üretim sektörünü destekleyen sermaye demektir. Kapitalizm üretim demektir. Kapitalizmin damarları içinde akan kan sermayedir kısa tabiriyle. Şimdi çok ciddi biçimde kan tablosunda problem vardır. Bu, organizmanın yaşamasını engelleyecek bir şeydir. Bir iki ay sonra Türkiye’de, herkesin reel sektör dediği ‘üretim anormal bir darbe yiyecektir. Asıl ekonomik kriz o zaman gelecektir. Büyük işsizlik dalgaları, büyük üretimlerin daralması, fabrikaların kapanması ve deflasyon dediğimiz, mallar satılamadığı için fiyatları düştüğü ama maliyetler düşmediği için negatif başlayacaktır ve bu, Türkiye’deki üretim sektörünü ortadan kaldıracaktır. Bu, bütün dünya için geçerli, bizim için iki kat daha geçerli. Böyle bir noktada, önümüzdeki yerel seçimlere, nisana kadar ben dolar 2 YTL olur diye beklerken; bu 2,5 YTL’yi bile çok rahatlıkla aşabilecek döviz trendine gidiyor. Bana sorarsanız Merkez Bankası bugün doları 2 YTL yaparak piyasaları rahatlatmalı, yurt dışına döviz çıkışına da engel olması gerekirdi. Tam tersini yapıyorlar. Euro / Dolar paritesi, bir yıldır bas bas bağırıyorum size de üç kere açıklamada bulundum, geçen sene ben Ocak 2008’de dolar / euro paritesi 1.60’ken; 1.30’lara inecek diyordum dün 1.25’i gördü. Bu gidişle, dolar / euro paritesi 1’e doğru gidiyor.

Bizim, Türkiye’nin ekonomisiyle uğraşanların anlayamadıkları şey şu; dünyada Amerika’nın ekonomisi çökerken nasıl oluyor da dolar değer kazanıyor? Bu da ayrı bir ders konusu. Derslerini çalışması gerekir. Kimsenin Türkiye’de derslerini çalıştığı yok. Benim en büyük endişem, bu kadar büyük bir ekonomik krizin bas bas bağırarak geliyor olmasına işte ‘hamdolsun bize dokunmaz, hamdolsun teğet geçelim’ diyen hükümet, olup bittiğini anlamadığı ve üzerinden atılan kurşunları görmekten aciz olduğu için maalesef birkaç ay içinde Türk ekonomisi, tam anlamıyla duvara çakılacaktır. Bunu söylemekten de hicap duyuyorum ama yapacak bir şey yok. Çok acil önlemler alınması gerekir. Cari açık dâhil her türlü önlemi almaları lazım. Bunları alamayacaklarına eminim. Özel sektörün adeta batmasına göz yumuyor veya bir hesaplaşma içinde diye de düşünüyorum hükümeti. Özel sektörün borçları hükümeti ilgilendirmiyor şeklinde davranılıyor. Hâlbuki özel sektör, artık Türkiye’de her şey özelleştirildi ve devlet sektöründe devletin ekonomideki payı çok küçüldüğü için, Türkiye ekonomisi demek, hükümetin sorumluluk aldığı % 75 zaten özel sektörün alanı. Özel sektörü anlamıyorlarsa; delalet ve cehalet içindeler. Ama anlıyorlar da önlem almıyorlarsa özel sektörün batışına, ben bunda kasıt ararım. Türkiye’deki sermaye yapısını değiştirmeyi hedefliyor hükümet diye düşünüyorum. Düşünüyorum dediğim varsayıyorum. Bu tabi tehlikeli bir varsayım ve inşallah yanılıyorumdur.

Bugün medyada, Merkez Bankası döviz satsın türünden bir yığın yazı var. Merkez Bankası döviz sattığı zaman yurtdışına çıkmaya çalışan yabancıların kolay yoldan döviz bulmasına yol açar. Eğer Merkez Bankası bugün ani bir kararla, doları 2 YTL gibi bir rakama endekslerse, bazen bir kural olarak yapabilir bunu. Böyle bir noktada yabancıların yurtdışına çıkışı zorlaşır. Türkiye’deki 130 milyar dolarlık yabancı çıkışını yavaşlatmıyor. Bunların kesin olarak çıkacağı ortadadır. Ama yavaş çıkışı ekonomide az hata yaratır. Eğer hızlı çıkarsa tıpkı deniz kenarına gittiğinizde tatlı tatlı gelen dalgaları düşünün, o dalgalar ayağınızı ıslatırken, geri çekilirken bütün çakıl taşı kumu toplar. Şu anda paralar Türkiye’den çekilirken; ani bir çekiş yaptıkları an deniz dalgaları gibi Türkiye’deki ekonominin bütün fazlalıkları yani bütün ekonomik üretimi toplayarak götürür. Bu çok büyük bir faciadır. Ne yazık ki Türkiye’deki ekonomiyle uğraşan pek çok köşe yazarı, pek çok ekonomist Türkiye’nin değil, yabancıların menfaatlerini korumaktadır.Yabancılar ellerinde basma tulumba gibi kendileri döviz alırken Türk halkının döviz satması talebini yaratmak istiyorlar ki dolar yeteri kadar yükselmeden kendileri ucuz fiyattan döviz alabilsinler. Merkez Bankası da bizzat buna çanak tutuyor. Merkez Bankası ve hükümet cehaletten yapıyorsa bu işi söyleyecek bir şeyim yok. Ama eğer işin içinde başka bir şey varsa Türkiye’ye ihanet ediyorlar.”  

 

KAYNAK:ODATV.COM

Online Dizi İzleyebileceğiniz Bir Site

http://www.dizifrm.com/ girip dolaşmanızı öneririm

Bir Dizi Fİlm Hakkında Önerim

dizimatik.com diye bir dizi film sitesinde gördüğüm 1999 da başlayıp 2002 de biten ROSWELL adlı 3 sezonluk diziyi izlemenizi öneririm,  konusuda;

cnbc-e' bütün sezonları yayımlanmış dizi,konusu max(kral),isabelle(prenses),tess(kraliçe) ve michael(general) adlı dört uzaylı karakter kendi gezegenlerinde büyük bir iç savaş sonrası ölürler ama anneleri bunların varlıklarını klonlar(insan genleri ve uzaylı genlerini karıştırmıştır bu yüzden insana benzerler ve kendilerine has güçleri vardır) ve tekrar büyüyüp savaşı sona erdirebilmeleri için dünyaya gönderir burada bir mağara da yaklaşık 4 yıl bir kozanın içinde gelişimini tamamlarlar kozadan çıkınca max ve isabelle bir aile tarafından evlatlık edinilir michael'da başka bir aile tarafından evlat edinilir tess ise bunları korumakla görevli şekil değiştirebilen bir uzaylı olan nasedo tarafından büyütülür.
ilk sezon kim olduklarını öğrenme,kimliklerini fbi'dan saklama ve dünyaya uyum sağlama çabalarını anlatır,ikinci sezon ise uzaylı düşmanları ile karşılaşmalarını ve kaderlerini anlatır,üçüncü sezon biraz zorlama olmuştur daha çok fbi ve kendi aralarında ki ilişkileri anlatılır.

 keyifle izlediğim bir filmdir,izlemenizi öneririm

Türk'lerden Geleceğin Teknolojisi

Bilkent Üniversitesi geleceğin bilgisayar teknolojisi olarak öngörülen nanooptik devreler geliştiriliyor.

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay, projenin Türkiye ayağının yürütücüsü olarak görev alıyor.

Günümüzde kullanılan bilgisayarlardaki işlemci teknolojisinin silikon malzemesine dayandığını anımsatan Özbay, “Şimdiye kadar transistörlerin boyutlarının küçülmesi sayesinde her 2 yılda bir, bilgisayarlar 2 kat hızlanabiliyordu. Ama silikon temelli bu teknoloji ile 10 yıl sonra bir hız sınırına ulaşacağız ve silikon temelli bu bilgisayarları daha hızlı yapamayacağız” dedi. Bu nedenlerle silikon teknolojisinin yerini alacak yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve yeni nesil işlemcilerin üretilmesi gerektiğini vurgulayan Özbay, projedeki temel amaçlarının geleceğin süper bilgisayarlarının yapıtaşlarının nanoteknoloji ile üretilmesi olduğunu söyledi.
Özbay, şöyle devam etti: “Kuantum bilgisayarlar klasik akrabalarından farklı olarak, mikroskopik dünyaya hükmeden kuantum yasalarına dayalı olarak çalışıyorlar. Çalışma mekanizmasındaki bu değişikliğin sonucunda kuantum bilgisayarların günümüzdeki süper bilgisayarların yanına bile yaklaşamadığı bir takım zor problemleri çok kolay çözebilecek performansa sahip olacak. Günümüz teknolojisinin 10 yıl sonra teknolojik ömrünü doldurması ile yeni nesil nanoteknoloji temelli kuantum bilgisayarların günlük kullanıma girmesi hedefleniyor. Bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkan yeni teknolojik buluşlar ile gelecek nesil bilgisayarlara Türkiye'nin imzasını atacağız.”

NANODEVRELER

Dr. Bulu ise Türkiye'de yapılan nanoteknoloji çalışmalarının tüm dünyada ilgi ile takip edildiğini belirterek, projeyle ilgili “Harvard-Bilkent ortak tasarımı ile Bilkent'te üretilen nanotel ve nanoLED'lerin kuantum optik özelliklerini Harvard'daki nanooptik merkezinde test edeceklerini ifade etti. Bulu, “Amacımız tek foton ile çalışan ve kuantum seviyesinde sayısal işlemler yapabilen nanodevreler geliştirmek. Bu nanodevreler ise kuantum bilgisayarlarının yapımında kullanılacak” diye konuştu.